1978 yılında yayınlanan Elliott Wave Principle isimli kitabın Robert R. Prechter ile beraber yazarı olan A.J. Frost, 1962 Aralık tarihini taşıyan bir çalışmasında, 1929-42 dönemini tartışıyordu. Bu tartışma, Elliott’un ünlü tahminini de bir anlamda gözden geçirmek bakımından büyük önem taşıyor.

Frost, bu dönemin analizine şu cümlelerle başlıyor:

“Bu dönem muhtemelen, Dalga Prensibi ilkelerine göre yapılan analizler bakımından, herhangi bir borsanın tarihindeki en zor dönemdir. Bu dönemde hisse senetleriyle ilgili duyarlılık değişimlerinin aşırı boyutlarda oluşu, popüler endekslerde karmaşık ve düzensiz hareket kalıplarının oluşmasına neden olmuştur.”

Frost, bu aşırı duygusal dalgalanmayı, dönemin dramatik gelişmelerine bağlıyor:

1. 1929 yılındaki yatırımcı psikolojisi

2. 1929 Kasım – 1930 Nisan dönemindeki hacimli geri alış.

3. Dünya ölçeğinde yaşanan depresyon.

4. Franklin Roosevelt’in Başkan seçilmesi.

5. Bank Holiday. (Banka işlemlerinin durdurulmasını ve sadece finansal olarak güçlü bankaların işlemlerine devam etmesini öngören dört günlük banka tatili.)

6. AAA ve NRA kararnamesi. ( NRA: National Recovery Administration AAA: Agricultural Adjustment Act, Sanayi ve Tarım’daki sorunları gidermek üzere, Roosevelt’in yürürlüğe koyduğu New Deal programının radikal değişim unsurları)

7. Borsanın kapanışı (I. Dünya Savaşı başladığında borsa işlemlerinin durdurulması.)

8. ABD’nin altın standardını durdurması. (1933 yılının Mart ayında, ABD’de altın standardı askıya alınmış, özel şahısların altın tutması ve ihraç etmesi yasaklanmıştı. Altın standardının durdurulması, uluslararası paraların birbirine dönüştürülmesini imkansız hale getirdiğinden, uluslararası ticaret de olumsuz etkilenmişti.)

9. ABD Doları’nın devalüe edilmesi.

10. Hitler’in Rhineland’ı işgal etmesi.

11. İspanya’da devrim.

12. Avusturya’nın işgal edilmesi.

13. Münih.

14. II. Dünya Savaşı’nın başlaması.

15. Fransa’nın işgali.

16. Dunkirk.

17. Pearl Harbor.

Frost, bütün bu gelişmelerin, yatırımcı davranışlarında travmalara neden olduğunu, bu nedenle de borsada büyük çalkantılar yarattığına dikkat çekiyor ve bu çalkantıların da dalga kalıplarını düzensizleştirdiğini belirtiyordu.

Öncelikle, Frost’un bu önermesinin ne kadar doğru olduğunu gözden geçirelim. Elliott da dahil olmak üzere tüm Elliottisyenler, 1929 çöküşünün Supercycle dereceli bir düzeltme olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu dalganın, 1857 yılında başlayan Supercycle dalgayı bitiren son dalganın zirvesi olduğu konusunda fazla bir görüş ayrılığı yoktur.

1929 zirvesinden başlayan çöküş, Supercycle dereceli ise, bu çöküş ilerlerken yaşanan gelişmelerin de tarihsel ölçekte önem taşıması şaşırtıcı değildir. Büyük dereceli bir dalga düzeltilirken, tüm tarihsel arkaplanın değişmesi, beklenen bir sonuçtur. Bu değişim yaşanırken, yatırımcı psikolojisinin aşırı değişkenlik göstermesi de normal kabul edilmeli. Bu dönemde dalga yapılarının düzensizlik göstermesini olaylara dayalı bir neden-sonuç ilişkisinde aramak doğru değil. Şöyle kabul etmek daha mantıklı: Tarihsel bir değişim yaşanırken, dalgalar da aşırılıklar göstermişti. Bu aşırılıklar sırasında dalga yapıları düzensiz olmak bir yana, ideale yakın ölçüde düzenliydi.

Ancak, asıl tartışmalı konu, 72 yıl sürmüş bir dalganın, sadece 3 sene içinde düzeltilmiş olmasının ne kadar mantıklı olduğudur. Dow Jones Sanayi Endeksi 1929 yılında 381 seviyesinde zirve yaptıktan sonra, 1932 yılında 41 seviyesine çökmüştü. Bu, hisse senetlerinin ortalama %89′luk kayba uğradığını gösteriyor. Diğer önemli endeks olan Dow Jones Taşıma endeksi ise aynı dönemde 190′dan 13′e gerilemişti. Bu endeksteki kayıp ise %93 idi. Bu oranlardaki kayıpların ancak çok büyük dereceli dalga dönüşlerinde gerçekleşebileceği düşünülürse, fiyat ekseninde fazla sorun olmadığı görülür. Ancak düşüş dalgalarının dip noktalarına 1932 yılında ulaşmaları, dalgaların zaman eksenindeki hareketlerinde bir sorun olduğunu düşündürüyor. Dow Jones Sanayi Endeksinin 1966-1974 düzeltmesi, 1929 çöküşüne göre, bir derece daha küçük bir düzeltme kabul edilir. Oysa 1966-74 düzeltmesi, 1929-32 düzeltmesine göre daha uzun sürmüştü.

1929 çöküşünü takip eden dönemle ilgili tartışmalar böylece başlıyor ve 29′da başlayan düzeltmenin hangi tarihte sona erdiğine kadar uzanıyor.

dji_29_42t.jpg

Elliott, 1929 çöküşüyle başlayan dalgayı yukarıdaki grafikte görüldüğü biçimde etiketlemiş ve düzeltmenin 13 yıl sürdükten sonra 1942 Nisan dibinde sona erdiğini söylemişti.

Frost, Elliott’ı sık sık kendi koyduğu kuralları çiğneyerek sayımlar yapmakla eleştirir ki, haklıdır. Yukarıdaki sayımda bir sürü sorun var. Herşeyden önce, 1932-1937 yükselişi kesinlikle üç dalgalık bir kalıp değil. Çıplak gözle bile beş dalga kolayca sayılabiliyor. İkincisi, Elliott’ın [C] olarak etiketlediği 1937-38 düşüşü de üç dalgalık bir kalıp değil. Üçüncüsü, [E] olarak etiketlenen dalga [C] ile hemen hemen aynı boyda olmasına rağmen, yeni dipte sona eriyor.

1932 dibinden başlayıp 1942 yılına kadar süren kalıp, çok net bir 5+3 döngüsü iken, Elliott acaba neden bu kalıbı bir üçgen olarak etiketlemişti?

Supercycle ölçeğinde bir düzeltmenin 3 senede sona ermiş olması, Elliott’ı tatmin etmemiş diye düşünülebilir. İkinci neden ise, 1929 yılında başlayan düşüş, Grand super cycle ölçeğinde IV olduğu varsayılan düzeltmeye aitti. Elliott almaşıklık kuralı gereğince bu dalganın yatay olması gerektiğini düşünmüş ve zorlama bir sayımla, kalıbı üçgen olarak etiketlemiş olabilir. Sıkışmanın 13 sene sürerek Fibonacci sayı serisine uygun olarak gelişmesi de Elliott’ı bu şekilde düşündürmüş diye varsayılabilir.

Frost’a geri dönersek; Frost “Üçgenler nadirdir ve sadece daha iyi bir varsayım yoksa geçerlidirler. Pek çok öğrenci, üçgenlerin küçük formasyonlarda oluştuğunu söyler. Üçgenler, ortalamalarda değil, bireysel hisselerde görülürler. Üçgen varsayımının kabulu, sınırları açıkça belirgin ise sözkonusudur. Oysa bu durum 13 yıllık üçgen tahmininde geçerli değildir,” diyor.

Frost’un Elliott’ın 13 yıllık üçgen tahminine eleştirisi doğru olmakla beraber, üçgenlerin ortalamalarda görülmediği düşüncesi doğru değil. Nitekim, pek çok endeks hem de uzun yıllar sürmüş üçgen düzeltmeler yapmıştır. DJI endeksinde 1966-74, Avustralya All Ordinaries endeksinde 1987-92 ve Türkiye Ulusal 100 endeksinde 2000-2003 düzeltmeleri hemen akla gelen tipik üçgen düzeltmelerdir. Frost’un “üçgenler endekslerde görülmezler” iddiası, olsa olsa 1962 yılına kadar incelediği endekslerde büyük dereceli üçgen düzeltmelerin görülmemiş olması ile izah edilebilir.

Ancak daha ilginç bir durum var ki, bunun hem Elliott’ın, hem de Frost’un gözünden kaçmış olması ilginç. Bu durum hem teorik, hem tarihsel, hem de geleceğe dönük tahmin değeri taşıyan ilginç ayrıntılar içeriyor. İnceleyelim:

djt_29_42t.jpg

Yukarıdaki grafik, Dow Jones Taşıma Endeksi’nin 1929-42 dönemindeki hareketini ve bu hareket için benim öngördüğüm sayımı gösteriyor. Öncelikle bu grafikte üçgenin üst bandının [B] tepesinden değil de, bir sonraki tepeden çizilmesinin sadece teknik bir ayrıntı olduğunu belirteyim. Sanırım bu kalıbın en azından görsel olarak bir simetrik üçgen olduğu açık. Üçgenin üst bandını kesik çizgilerle gösterilen bir doğruyla 1929 zirvesi ve [C] dalgasına ait düzensiz tepeden geçirseydik, bir teknik analistin tereddütsüz üçgen diyeceği bir görüntü elde ederdik. EDP yaklaşımına uygun olarak bandı [B]-[D] noktalarından geçirdiğimizde, sadece görsel bir fark oluşuyor, bunun dışında üçgenin kırılma noktası bile değişmiyor.

Bu kalıpta [A] bir mono dalga, [B] zigzag, [C] genişleyen yassı, [D] ve [E] dalgaları ise basit ya da ikili zigzag kalıplar. Grafik üzerinde salınım sayısı da görülüyor. (Üçgen dalgaların içsel yapıları ile ilgili yeni bir tezi de burada ifade etmek gerekiyor: Bence üçgen kalıplarda içsel yapı, 3-3-3-3-3 değildir. Elliottisyenlerin tartışmasız doğru kabul ettiği bu kalıpta toplam salınım sayısı 15′dir. Oysa üçgenlerin içsel yapılarındaki salınım sayısının Fibonacci sayı serilerindeki sayılar kadar olması daha mantıklıdır. Bu durumda şöyle bir tez geliştirebiliriz: İçsel yapıda 13 salınım varsa, dalgalardan biri mono dalgadır, içsel yapıda 21 salınım varsa, içsel yapı muhtemelen iki basit, iki ikili zigzag ve bir mono dalgadan oluşur. Her halükarda, üçgen kalıpların içsel yapısında GENELLİKLE bir dalga mono dalgadır.)

Grafikte görülen sayım, 13 senede 13 salınımla tamamlanan bir üçgene işaret ediyor. Bu üçgende aynı yönde hareket eden dalgaların birbirlerine oranı, yaklaşık %30′u veriyor ( C/A= %26, D/B= %30, E/C=%29). Zaman eksenindeki oranlar ise daha ilginç: C/A= 1.65, D/B=1.50, E/C= 0.59. Anlaşılan o ki, bu üçgen yapı zaman ekseninde ideal, fiyat ekseninde ise küçük savrulmalarla altın orana yakın bir model oluşturmuş.)

Bu sayımdaki tek sorun, üçgenin ideal kırılma seviyesi olan 2/3′ünden değil, sıkışmanın en sonundan kırılması.

Bu sayımın teorik öneminden yukarıda sözetmiştim. (İçsel yapıda bir dalganın yapısının mono olması ile ilgili başka yazılarda detaylı örnekler vereceğim ) Gelelim, bu sayımın tarihsel önemine. Acaba Elliott’un üçgen ısrarının nedeni Taşıma Endeksi’ndeki yapı olabilir mi? Başka bir ifadeyle, sanayi endeksindeki sayımını, taşıma endeksinde gördüğü (görmemiş olması söz konusu olamaz) üçgen yapıya uydurmaya çalışmış olabilir mi? Sanırım bu soruya yanıt bulmak kolay değil.

Dow Jones Sanayi Endeksi ile Taşıma Endeksi’nin 1929-32 çöküşünün ardından birbirinden çok farklı kalıplar oluşturmasının daha sonraki onyıllar bakımından önemi nedir?

Bu soruya cevap aramadan önce, her iki endeksin tarihsel yapısına göz atalım:

 dji_19002007.jpg

Bu grafik, Sanayi Endeksi’nde Cycle dereceli yükseliş dalgasının 1932 dibinden başladığını ve tamamlanmak üzere olduğunu gösteriyor. Sanayi Endeksi’nde uzatan dalganın [5] olduğu açıkça görülüyor.

djt_28_08.jpg

Taşıma endeksinde ise Cycle dereceli dalga 1932′de değil, 1942′de yani 10 sene sonra başlıyor. İtkisel kalıp da farklı. Sanayi Endeksi 1970′lerde [4] no’lu dalgasını yaparken, taşıma endeksi [2] no’lu dalgasını yapıyor. 2000-2003 düzeltmesi, taşıma endeksinde bir derece daha büyük bir düzeltme olarak tamamlanıyor. (Çok ilginç, 2000-2003 düzeltmesinin en dramatik olayı, 11 Eylül saldırısı idi. Bu saldırının ardından, en çok etkilenen sektörün hava taşımacılığı olduğu söylenmişti. Sosyonominin traji-komik ayrıntılarından biri daha …)

2000′li yıllara damgasını vuran en önemli finansal olay, petrol fiyatlarındaki aşırı yükselişti. 15 dolar civarından başlayan yükseliş, 2008 yılının bahar  aylarına gelindiğinde 120 dolara yaklaşırken, bu gelişmeden en olumsuz etkileneceği söylenen sektör, taşımacılık sektörü idi. Oysa tarihsel dalga kalıbında Primary dereceli bir dalga hala eksikti ve Doğa Yasası uyarınca bu kalıbın tamamlanması gerekiyordu. DJT endeksi de tüm temel verilere meydan okuyarak yeni tarihsel zirvelere yöneldi.

ABD borsa endekslerinden Nasdaq Composite tarihsel zirvesini 2000 yılında görmüş ve düşüşe geçmişti. S&P 500, 2003-2007 yükselişinde 2000 yılı zirvesine ancak ulaşabildi, Dow Jones Sanayi Endeksi ise 2003-2008 yükselişinde yeni tarihi zirveye tırmandı. (11 Ekim 2007 – 14,279 zirvesi tarihi zirve olabilir) Taşıma endeksi ise yeni tarihi zirvelere tırmanma sinyalleri veriyor.

djt_300408.jpg

2003 dibinden itibaren ilerleyen yapı bir ikili zigzag. Düzeltme kalıbıyla yeni zirvelere gidiş, ya bir genişleyen düzeltme kalıbının, ya da sonlanan diyagonalin ilerlediğini gösterir. Taşıma endeksinin yeniden tarihi zirveye yönelmesi, bir sonlanan diyagonalin ilerlediğini düşündürüyor. 2006-2007 döneminde oluşan OBO formasyonunun bozulmakta olduğunun sinyalleri kuvvetlendikçe, sonlanan diyagonal kalıp da belirginleşiyor. Taşıma endeksi çok büyük ihtimalle 2008 içinde yeni zirveler görecek. Hatta, 2007 zirvesinin ciddi oranda aşılması da sözkonusu. Ancak, oluşacak kalıp, teknik analizde tepede takoz olarak bilinen, Dalga Prensiplerinde Sonlanan Diyagonal dediğimiz gitgide zayıflayan görüntüde bir dalga olacaktır.

1980′lerden itibaren ABD bir sanayi toplumundan, sürekli borçlanan ve borçlarını çevirebilmek için kesintisiz bir şekilde para ve kredi üreten bir eğlence-finans toplumuna dönüşmüştü. Sanayisi Uzak Asya’dan gelen rekabete dayanamayan ve pazarı uzak Asya mallarının işgaline uğrayan ABD’de bu dönemde sanayi endeksi uzatan [5] no’lu dalgasını yapmıştı. Şimdi de petrol fiyatları gökyüzünü delerek yükselirken karlılıkları sürekli gerileyen taşıma şirketleri Cycle V no’lu dalgasını tamamlamak üzere yeni tarihi zirvelere yöneliyor.

 Tarihsel bir trajedi, ya da tarihsel bir komedi ! Her halükarda, tarihsel bir çöküşün arkaplanı da bu şekilde oluşuyor.