Arşiv: Haziran 2009

EDP and U-30 / U-100Tuncer Şengöz - 25 Haziran 2009

bipolar_disorder.jpg

Manik depresyon olarak da bilinen bipolar bozukluk, günümüzde milyonlarca insanın muhtelif yoğunluklarda yaşadığı bir psikolojik rahatsızlığın adı. Rahatsızlık kendisini mani ve depresyon atakları biçiminde gösteriyor. Manik atak dönemlerinde hasta, kendisini aşırı iyi hissediyor. Kulağa hoş gelse de, bu aşırı iyi hissetme hali tehlikeli, çünkü manik deneyimler, kişiyi, daha sonra pişman olabileceği itkisel davranışlara yöneltebiliyor. Manik dönemlerde hasta, muhakeme yeteneğinde kayıplar yaşayabiliyor ve azgınlık semptomları ortaya çıkabiliyor. Hasta genellikle hırçınlaşıyor, saldırganlaşıyor ve uzun uykusuzluk dönemleri yaşayabiliyor. Mani aşaması tamamlandıktan sonra, depresyon dönemine geçiliyor ve bu dönemde de hasta kendisini aşırı kötü hissetmeye başlıyor.

 Mani, ya da daha hafif biçimi olan hipomani dönemlerinde kişi, kendi karakterinin dışındaki davranış kalıplarına yönelebiliyor: Kuşkulu iş ilişkileri ve yatırımlar, paranın müsrif kullanımı, ya da karakterinin özelliği olmayan davranış biçimleri, manik kişiliklerde görülebiliyor.

Yukarıdaki bilgileri The Psychology Wiki sitesinden aldım. İnternette kısa bir araştırma ile siz de, manik depresif davranışlar hakkında ayrıntılı fikir sahibi olabilirsiniz. Gelelim piyasa davranışına:

Pek çok insanda bir duygusal dalganın tepe noktasına ulaşma ve daha sonra dinginleşme eğilimi vardır. Patlama ve depresyon dönemlerinde bireyle kitle arasında benzeşim olduğu gerçeği, psikiyatri bilimince de onaylanmaktadır. Her ikisinde de bir “normallik” dönemi vardır. Bu dönemlerde manik depresif, ağırbaşlı ve dengeli davranır. Coşku dönemlerinde ise zihinsel etkinlik üst düzeydedir. Yaratmak, planlamak ve yazmak için çırpınır durur. Coşku döneminin kriz aşamasına ulaşıldığında, depresif aşamanın düşüş trendi başlar, sinirlilik (anksiyete) durumu ile devam eder ve gelecekle ilgili müthiş bir umutsuzlukla sona erer. Bu aşama döngüyü tamamlar ve bu noktadan itibaren güven ve denge yeniden aşama aşama geri kazanılır.

1940′lı yıllarda Ralph Nelson Elliott böyle diyordu. Elliott’ın zamanından günümüze, dengeli ve akılcı piyasa teorileri okullarda daha yaygın bir kabul görür, finans öğrencileri gerçek hayatla örtüşmeyen bu teorilerle yetiştirilirken, Elliottisyenler piyasaya hep bir manik-depresifin davranışlarını gözleyen analistler olarak baktılar. Piyasa da, on yıllar boyunca manik-depresif karakterine uygun davrandı. Patlamalar ve çöküşler birbirini izledi. Fiyatlar hep bir aşırılıktan diğerine savruldu. Bu aşırılıklar arasındaki yollara ise trend deniyor. Her trend, bir aşırılığa giden yoldur. Piyasa hareketini anlamak isteyen bir gözlemcinin ilk kabulu bu olmalıdır. Aksi taktirde, gözlemci, piyasa hareketini rasyonalize etmek için boşuna zaman harcar ve hep trendin gerisinden gider; Fiyat hareketinin nedeni olduğunu zannettiği haberleri izler, temel verilere gömülür, fiyat hareketinin temel verileri izlemediğini görür ve fiyatların hiç bir kalıbı izlemediğini düşünerek kaotik bir ortamda, rastgele hareket ettiğini düşünmeye başlar. Oysa kaos, adına fractal denen düzenli yapıların bir sonucudur. Piyasa hareketi de, kendisini her boyutta aynı şekilde tekrarlayan fractallerden oluşur. Elliott Dalga Prensibi, analiste bu bakış açısını verir ve analist, ilerlemekte olan fiyat hareketine hep dalganın karakterini anlamaya çalışarak bakmak zorundadır.

xbank_250609_1.jpg

Bankacılık Endeksi, aylardır borsa endeksi üzerindeki ciddi ağırlığı nedeniyle hisse senedi piyasasında öncü rolü üstleniyor ve Bankacılık Endeksi’ndeki momentuma bağlı olarak piyasa aşağı ve yukarı sert bir şekilde dalgalanıyor. 2008 yılının Ağustos ile Ekim aylarında Bankacılık sektörü endeksi, dikey bir açıda yarılanmış, yatırımcıların paralarının yarısı sadece üç ayın içinde buharlaşmıştı. 40,000′le 60,000 arasındaki sert taban oluşumunun ardından 2009 yılının Nisan-Haziran döneminde 2008 Ağustos’undan bu yana kayıpların tamamına yakını telafi edildi.

Buraya kadar her şey çok güzel. Mani ataklarını tarif eden metindeki şu sözü hatırlamanın tam zamanı: “Kulağa hoş gelse de, bu aşırı iyi hissetme hali tehlikeli, çünkü manik deneyimler, kişiyi, daha sonra pişman olabileceği itkisel davranışlara yöneltebiliyor. Manik dönemlerde hasta, muhakeme yeteneğinde kayıplar yaşayabiliyor ve azgınlık semptomları ortaya çıkabiliyor. ”

Bankacılık sektörü endeksinin yükseliş açısı, logartmik skalada bile 90 dereceye çok yakın. Bu açı bir tek durumu akla getiriyor: Manik atak. 70,000′le 80,000 arasındaki kısa yatay düzeltmeyi yeni bir atağın izliyor olması da, bu gözlemi doğruluyor; Hastamız uyku, yani düzeltme ihtiyacı hissetmiyor. Bir azgınlık hali içinde hep yukarıya gitmek istiyor.

Azgınlık durumlarına dalga hiyerarşisinde genellikle iki yerde rastlıyoruz: 3. dalgalarda ve uzun sürecek düşüş trendlerinin geri dönüş çabası olan 2 ya da B dalgalarında. 3′lerle 2/B’leri ayıransa içsel yapıları. 3′ler içsel yapılarında beş dalgadan oluşurken, 2/B’ler üç dalgadan oluşurlar.

Bankacılık endeksinde Şubat diplerinden beri ilerleyen dalganın 3 olmadığı kesin, çünkü bu dalganın öncesinde 1 ve 2 olarak etiketleyeceğimiz dalgalar yok. Bu durumda bu azgın ralli ya (ileride daha da azgınlaşacak) yeni bir trendin başlangıcı, ya da bir geri dönüş çabası olan 2 ya da B.

Burada akla ilginç bir soru geliyor: Ekonomistlerin aylardır tartıştığı V, U, W dönüşleri. Acaba böyle bir dönüş mü oluyor? Yukarıdaki grafik de W görüntüsü ile dönüşün gerçekleştiğini düşündürmüyor değil. Eğer böyleyse, çok daha yukarılara gidecek bir dalga başladı demektir. Acaba?

xbank_250609_2.jpg

Bu grafik de haftalık. Çok belirgin olmasa da, zirveden düşüşün içsel yapısının beş dalgadan oluştuğunu düşündüren bir görüntü var. Beş dalgadan oluşan dalgaları muhakkak aynı yönde ve aynı derecede en az bir dalga daha takip eder. Bu nedenle Bankacılık endeksindeki üç aylık azgın ralliyi ABC olarak etiketliyoruz. Bu ABC ile bütün düşüşün belirli bir kısmı – muhtemelen de %50 ya da %62′si – geri alınacak ve düşüş trendi kaldığı yerden devam edecektir. Tabi ki bu düşüncenin doğrulanması için Nisan’dan beri devam eden manik rallinin içsel yapısının üç dalgada kalması gerekiyor.

Elliott Dalga Prensibi’nin terminolojisinde U, V, W gibi harfler yok. Rakamlarla ve A,B,C gibi harflerle gösterilen etiketler var. Bir yükseliş dalgasının kalıcı bir trend olması için rakamlarla etiketlenmesi gerekiyor. Harflerle etiketlediğimiz dalgalar ise, manik depresifin daha sonra pişman olacağı mani ataklarından başka bir anlam taşımıyor.

U-30 / U-100Tuncer Şengöz - 24 Haziran 2009

u100_240609_1.jpg

Elliott dalgalarının daha belirgin bir şekilde oluştuğu Dolar bazlı U-100′de son bir kaç haftadır bir simetrik üçgen kalıbın oluştuğuna dair sinyaller kuvvetleniyor. Üçgen kalıplar dalga yapısı içinde iki konumda yer alırlar: 4 ya da B olarak etiketlenen dalgalarda. Yükseliş dalgasının daha önceki evresi, tamamlanmış bir itki olarak sayılabildiği için, bir kaç haftadır ilerleyen bu yatay düzeltme, muhtemelen B olarak etiketlenecek. Dalganın çok küçük bir geri alış yapması da bu olasılığı kuvvetlendiriyor.

Asıl soru da bu kalıpla beraber geliyor. Eğer 23,500′ün hemen üzerinde sona eren itki A ve hali hazırda ilerleyen dalga B ise C hangi seviyeye kadar tırmanabilir?

C dalgaları için ideal hedef, A boyu kadardır. Eğer C=A hedefine gidilecekse, Dolar bazlı U-100′de hedef 32,000-34,000 civarı olacak demektir.

 u100_240609_2.jpg

Haftalık grafikte düzeltme için hedef seviyelerin 27,000 ve 31,500 olduğu görülüyor. Son kapanış, 23,000′in hemen üzerinde gerçekleşti. Bu durumda hala yukarıya doğru Dolar bazında epeyce potansiyel var demektir. 27,000 pek çok direncin çakıştığı kritik bir seviye. Bu seviyede %38 geri alış hedefi, ikili dip formasyonunun teknik hedefi ve büyük bir fiyat boşluğu çakışıyor. 0-2 trend çizgisi de aşağı yukarı bu bölgeden geçiyor.

Endeksin haftalardır kuvvetli duruşu, teknik hedeflerin hala çok yukarılarda olmasından kaynaklanıyordu. Grafikte de görüldüğü üzere, U-100 can havliyle teknik hedeflerine gitmeye çalışıyor. İşlem hacmindeki artış da bu olasılığı destekliyor. Tek sorun, dünya borsalarında esen kısa vadeli satış rüzgarları ve yükselişi hiç bir temel verinin desteklememesi. Ancak biliyoruz ki, piyasa hareketi temel verilerin bir sonucu değildir. Finans dünyası kendi hayal aleminde yaşar ve hayal sürdürülemez olana kadar fractal yapının müsade ettiği en geniş sınırları kullanmaya çalışır.

Yukarıya doğru hala potansiyel var ve sürü o yöne doğru koştukça umut ayakta olacaktır. Ta ki, kalıp tamamlanıp, düşüş dalgası başlayana kadar.

Sonraki Sayfa »