Arşiv: Kasım 2008

DuyuruTuncer Şengöz - 30 Kasım 2008

logo.jpg

Not Defteri : Aylık Strateji Raporu – Aralık 2008

Yaklaşık 150 yıl boyunca Fiyat/Kazanç ve Fiyat/Temettü oranları nasıl değişti? Sosyal Arkaplanıyla beraber 1880′lerden günümüze dalga nasıl geldi? ABD borsalarında bugünkü F/K oranları ve Fiyat temettü oranları hisse senetlerinin ucuzladığını mı gösteriyor? Kısa vadeli bonolarda sıfıra yakın seyreden faizler ne anlama geliyor? Geleceğe yönelik senaryolarda kötümserler ne öngörüyor?

Bu tahminleri yapanlar sadece finansal analistler de değil. Amerika’da orta sınıfın çökmekte olduğunu dile getiren pek çok yazar, düşünür ve siyasetçi var. Bu çöküşün en önemli nedenlerinden biri olarak da, liberal sistem içinde bireysel yatırımlardan, emeklilik programlarına kadar geniş bir yelpazede Amerikan orta sınıfının gelirlerinin finansal araçlara bağlanmış olması gösteriliyor. ….’e göre ABD’nin yaşaması için tek yol olan devletleştirme programları, serbest alışveriş sistemini tamamen ortadan kaldıracağı ve aşırı güçlenmiş devlet mekanizmasının yeri geldiğinde işletme ve kuruluşları, karşılığında belki de vadesi çok uzun ve düşük getirili gelir kuponlarıyla tasfiye edeceği düşünülürse, Amerikan rüyası gerçekten de sona eriyor olabilir.

Haftanın Analizi : CIMSA, THYAO, TOASO

Kısa, Orta, Uzun vadeli hedefler. Tam 12 grafik ve ayrıntılı teknik analiz.

Abone olmak için tıklayınız.

______________________________________________________________________________________________

okyanus.jpg

NTVMSNBC haber sitesinde 8 Şubat 2008 tarihli bir haber, California kıyılarından Japonya’ya kadar uzanan bir okyanus alanının 100 milyon ton civarında çöple kaplandığı tahminini duyurmuştu. 27 Kasım 2008 tarihli bir habere göre ise okyanuslarda asitlilik oranı büyük bir hızla artıyor. İnsan uygarlığının bugün ulaştığı aşama, yeryüzündeki sonsuz canlı çeşitliliğini tahmin edilenin de ötesinde tehdit ediyor.

İnsanlık artık çok acil bir şekilde bir bilinç sıçraması yapmaz ve geçmiş yüzyıllardaki duyarsızlığını sürdürürse, doğal çevresini kısa zamanda yok edecek ve dünya bir kaç on yıl içinde canlı çeşitliliği azalmış bir gezegene dönüşecek.

Philip K. Dick, Do Androids dream of an electric sheep (Androidler, elektrikli koyun düşler mi?) isimli romanını 1968 yılında yazdığında, insan uygarlığının doğal yaşamı bu ölçüde tehdit ettiği düşünülmüyor, insanlık aya basarak, uzaya çıkmanın hazzını yaşıyordu. Sonraki kırk yılda sadece uzay programları değil, insanın üzerinde yaşadığı gezegendeki doğal yaşam da teklemeye başladı. Bir dalga kabardı, yükseldi ve insanlık tarihinin en büyük yatırım çılgınlıklarından biri yaşanırken, insan gözünü okyanusların derinliklerine ve uzaya değil, kağıtla ve hırsla beslenen bir finansal büyümeye dikti. Şimdi dalga geri çekiliyor ve bizi belki de Dick’in 40 yıl önce kurguladığı kaçınılmaz bir geleceğe sürüklüyor:

Iran yanındaki telefon rehberinin sarı sayfalarını karıştırıp hayvan aksesuarları, elektrikli; kısmını açtı ve telefonu çevirdi. Karşısında bir satıcı kadın belirdi. “Gerçekten uçan ve ses çıkartan sahte sineklerden ısmarlamak istiyorum” dedi.

“Elektrikli bir kurbağa için mi bayan?”

“Bir kara kurbağası için.”

“Öyleyse size karışık hazırlanan yürüyen ve uçan böcekleri tavsiye …”

“Sinekler yeterli. Buraya gönderebilir misiniz? …

GenelTuncer Şengöz - 27 Kasım 2008

Nikolai Dimitrieviç Kondratieff, 20. yüzyılın başında yaşamış bir Rus iktisatçı. Stalin döneminde tutuklanmış ve hüküm giymiş. Hakları ise ancak 50 yıl sonra iade edilmiş. Teorileri, Ruslardan daha fazla Batılı iktisatçıların ilgisini çekmiş ve ekonomide döngüsellik üzerine ileri sürdüğü tezler, daha da geliştirilmiş. Günümüzde bu teori, bazı iktisatçılar tarafından büyük dalgaların analizinde kullanılıyor. Öncelikle bir Kondratieff döngüsünün ne olduğunu Robert Prechter’dan dinleyelim:

ts236_6.png

Dipten itibaren, bir ekonomik genişleme dönemi yaşanır. Bu genişleme, parasal istikrar, düşük enflasyon ve hisse senetlerinde yükselişlerle gerçekleşir. Bir kaç on yıl sonra, fiziksel malların fiyatının artmasına neden olan enflasyon hızlanır. Bu dönem boyunca, gerçekte enflasyon bazında değer kaybederek, sermaye piyasaları yatay ya da düşüş yönünde hareket eder. Yaklaşık bir on yıl sonra, iş hayatında keskin bir resesyon, yüksek enflasyonun sinyalini verir. Resesyonu izleyen dönem, “plato” olarak adlandırılır ve yaklaşık bir on yıl sonra, sermaye piyasalarının dramatik bir şekilde yükseldiği, ekonominin tekrar genişlediği, ancak bu genişlemenin, bir önceki döneme göre daha düşük bir hızla gerçekleştiği bir dezenflasyon, ya da düşük enflasyon süreci yaşanır. Bu dönemi, hem sermaye piyasalarının, hem de mal piyasalarının büyük düşüşlere sahne olduğu ağır bir deflasyon izler. Bu düşüşler, iş hayatında buhrana neden olur. Borçların likidasyonu bir kaç yıl alır ve ekonomi yeni çevrime başlamak üzere yeniden yerli yerine oturur.” (At the Crest of the Tidal Wave, R. Prechter, S.447-448)

Kondratieff çevrimleri yaklaşık 50 yıl sürer. Çevrimin ilk evresi Bahar (Spring)’dir. Bu evre krizden ilk çıkış ve ekonomik genişleme dönemidir. Bahar’ı Yaz (Summer) takip eder. Yaz döneminde enflasyon artar ve borsa yükselişleri başlar. Ancak bu yükselişler, enflasyon bazında ciddi getiriler sağlamaksızın ilerler. Yaz, keskin bir resesyonla sona erer ve plato dönemine girilir. Plato dönemi, yazdan kışa geçiş, yani Sonbahar’dır. (Autumn) Borsaların en kuvvetli yükseliş aşaması, bu dönemde gerçekleşir. Buna karşılık, enflasyon yavaşlamış ve bir dezenflasyon dönemine girilmiştir. Plato’dan deflasyona geçilir. Bu dönemde hem mal piyasaları, hem de borsalar büyük değer kaybeder. Likit’in kral olduğu dönemdir bu. Geçmiş dönemlerdeki kredi genişlemesi, yerini borçların likidasyonuna bırakır ve çevrim, ağır bir depresyonla sona erer.

Bu bilgiler ışığında bir de Kondratieff analisti olan Ian Gordon’un ilginç çalışmasına göz atalım:

kondratieffwaves21.jpg

Yukarıdaki çalışma, Amerikan iç savaşından hemen sonraki dönemden başlıyor ve dalgaların günümüze kadar nasıl geldiğini gösteriyor. Grafik, Bahar ve Yaz dönemlerinde borsaların toparlandığını, ancak asıl kuvvetli yükseliş dalgalarının plato döneminde yaşandığını açıkça gösteriyor. Bu dönemlerde, yeşil renkle gösterilen PPI (Üretici Fiyat Endeksi) geriliyor, mavi renkle gösterilen AAA reytingli şirket bonolarının faizi düşüyor. Aynı dönemde hazine bonolarının da faizi düşüyor. Bono faizlerinin Bahar ve Yaz dönemlerinde yükseldiğini, buna karşılık borsa endeksinin yatay ya da makul bir açıda yükselişle bu dönemi geçirdiğini görüyoruz. Plato döneminde bonolar ve borsalar beraber değer kazanıyor.

Yukarıdaki grafikte son dönemde istisnai bir durumun yaşandığı görülüyor. Tarihsel (ve teorik) olarak Kış dönemine geçişle beraber borsa düşüşleri başlar. Oysa 2000 yılından itibaren borsa endeksleri yeniden yükselme eğiliminde. 1835, 1873 ve 1929′da böyle olmamış. Bu durum nasıl izah edilebilir? Bence iki türlü izah olabilir: Birincisi, geçmiş dönemlerden farklı olarak, Yaz döneminin tarihsel olarak daha uzun sürmüş olması ve bu dönemde borsanın önceki dönemlere göre daha iyi bir performans göstermesi. Bu, 2003-2007 döneminde hızını alamayan borsanın tarihsel bir yatırım çılgınlığı ile yeni zirveye doğru savrulması. Bu zirvenin, ABD’de bir reel zirve olmadığını biliyoruz. Enflasyona ve altına göre tarihsel zirve 2000′de oluşmuştu. 2007′de ise DJI önceki zirveyi sadece küçük bir marjla geçmiş, S&P500 yeni zirveye yükselememişti. Nasdaq ise 2000 zirvesinin oldukça altında kalmıştı. Bir bütün olarak bakıldığında aslında 2007 yılında ABD’de yeni zirve görülmemişti. İkinci açıklama ise şu olabilir: Plato dönemi biraz daha uzun sürmüş ve 2007′de tamamlanmış olabilir. Plato döneminin, geçmiş dönemlerden farklılık göstermesinin nedeni ise, sadece yaygın ve manik yatırımcı psikolojisi ile açıklanabilir ki, 2003-2007 döneminin tam tarifi budur.

Analist Ian Gordon, çalışmasında depresyon dibinin 2020 gibi bir tarihte oluşabileceği tahminini yapmış. Yaşarsak göreceğiz dibin nerede oluştuğunu.

Kondratieff çevrimlerinin ilginç başka boyutları da var. Teoriye göre, her çevrimi sürükleyen bir itici teknoloji var ve büyüme bu teknoloji etrafında gelişiyor. Çevrim analistlerinin üzerinde hemfikir olduğu bu dönemler şunlar: 1771: Endüstri devrimi, 1829: Buhar Çağı ve Demiryolları, 1875: Çelik, elektrik ve ağır sanayi, 1908: Petrol, otomobil ve seri üretim, 1971: Bilgi ve telekomünikasyon dönemi.

Borsa çılgınlıklarının, her bir çevrimi sürükleyen ana teknolojinin zirveye çıktığı dönemde ya da bir kaç on yıl sonra yaşandığına özellikle dikkat edelim.

Bir başka teorik varsayım ise şu: Her bir Kondratieff dalgasını sürükleyen bir küresel hegamonik güç olduğu. Son iki dönemin hegamonik gücü Britanya ile ABD idi. Bu Kış dönemi ağır bir depresyonla sona erdikten sonra bakalım yeni sürükleyici teknoloji ne, hegamonik güç kim ya da kimler olacak?

Gerek Elliott Dalga analizleri, gerekse Kondratieff çevrim analizleri, bir Çağ deşiminin içinden geçtiğimizi gösteriyor.

Olan bitene arada sırada tarihsel perspektiflerden bakmak iyidir; İnsanı medyanın sığ, “en kötü geride mi kaldı?” tartışmalarının ötesine taşır ve büyük resmin nerelerinde olunduğu konusunda fikir verir.

Sonraki Sayfa »