Arşiv: Ağustos 2008

DaxTuncer Şengöz - 29 Ağustos 2008

dax_290808.jpg

Alman Dax endeksinin TSİ 13:30′daki görüntüsü bu şekilde. Kalıbın tereddüde yer bırakmayan kısmı, 6,000′le 6,600 arasındaki (a)-(b)-(c) olarak sayılan zigzag kısmı. İlk aşaması i no’lu dalgası uzayan itki ve ikincisi bir Sonlanan Diyagonal olarak oluşan bu zigzag etiketlemenin doğruluk yüzdesi %100′e yakın. Belirsiz olan, SD kırıldıktan sonra gelen düşüş dalgasının sayımı. Bu dalga grafikte gösterildiği biçimde başarısız bir v ile biten bir itki miydi, yoksa üç dalgada kalan zigzag bir düzeltme miydi? Bu şimdilik belirsiz. Kalıbın bu kısmı belirsiz olduğu için, bu düşüşü takip eden yükseliş dalgasının yapısı ile ilgili sayım tercihi de tahmine dayalı olmak zorunda. Eğer, 6,620-6,220 düşüşü itkiselse, birkaç gündür devam eden yükseliş çabalarının üç dalgada kalması ve Dax’ın hızla geri çekilerek önce 6,360, daha sonra da 6,220 desteklerini kırması gerekiyor. Aksi taktirde, 6,000 dibinden beri ilerleyen kalıbın bir ikili zigzag olduğunu ve şu anda ikinci zigzag rallinin (ki bu ralli 6,700′lere kadar ulaşacaktır) ilk ayağının oluştuğunu düşünmemiz gerekir.

İki sayımdan hangisinin ilerlediğini gösterecek seviye ise 6,500-6,520 bölgesi. Eğer grafikte gösterilen sayım ilerliyorsa bu bölge kırılmayacak ve Dax hızla geri dönerek kuvvetli bir düşüş başlatacaktır. Bu sayım geçerli değilse, 6,500-6,520 bölgesi aşılacak ve endeks en az 2 hafta daha yükselişini sürdürecek.

GenelTuncer Şengöz - 29 Ağustos 2008

kocatepe5.jpg

Sonra.
Sonra, düşmanın müstahkem cepheleri düştü.
Bunlar :
           Karahisar güneyinde 50
                              ve doğusunda 20-30 kilometredeydiler.

Sonra.
Sonra, düşman ordusu kuvâyi külliyesini ihâta ettik
                                                    Aslıhanlar civarında
                                                             30 Ağustosa kadar.

Sonra.
Sonra, 30 Ağustosta düşman kuvâyi külliyesi imha ve esir olundu.
Esirler arasında General Trikopis :
Alaturka sopa yemiş bir temiz
ve sırmaları kopuk frenk uşağı…

Yaralı bir düşman ölüsüne takıldı Nurettin Eşfak’ın ayağı.
Nurettin dedi ki : «Teselyalı Çoban Mihail,»
Nurettin dedi ki : «Seni biz değil,
                            buraya gönderenler öldürdü seni…»

Sonra.
Sonra, 31 Ağustos günü
                    ordularımız İzmir’e doğru yürürken
serseri bir kurşunla vurulan
                          Deli Erzurumluydu.
Devrildi.
Kürek kemikleri altında toprağı duydu.
Baktı yukarı,
baktı karşıya.
Gözler hayretle yandılar :
önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları
                            her seferkinden kocamandılar.
Ve bu postallar daha bir hayli zaman
üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından
seyredip güneşli gökyüzünü
ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler.
Sonra…
Sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden
ve Deli Erzurumlu ölürken kederinden
                       yüzlerini toprağa döndüler…

Solda, ilerdeydi Ali Onbaşı.
Kan içindeydi yüzü gözü.
Bir süvari takımı geçti yanından dörtnala.
Kaçanı kovalamıyordu yalnız
                      ulaşmak da istiyordu bir yerlere
ve sadece kahretmiyor
                      yaratıyordu da.
Ve kılıçların,
                  nalların,
                             ellerin
                                      ve gözlerin pırıltısı
                ardarda çakan aydınlık bir bütündü.
Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
ve şu türküyü duydu :
        «Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
          Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
                                      bu memleket bizim.

          Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
          ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
                                      bu cehennem, bu cennet bizim.

          Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
          yok edin insanın insana kulluğunu,
                                      bu dâvet bizim…

          Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
          ve bir orman gibi kardeşçesine,
          bu hasret bizim…»>

(Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye, Sekizinci Bap)

Sonraki Sayfa »