Yukarıdaki resim, 10 Ekim 2008 tarihli The Economist dergisinin kapağını gösteriyor. Siyah zeminin üzerindeki World on the Edge ifadesi, Dünya Uçurumun Kenarında anlamına geliyor. Siyah ve kırmızı tonlarda tasarlanan dergi kapağında, uçurumun kenarında duran adamcık düşmek üzere.
Bu da aynı hafta yayınlanan Time dergisinin kapağı. The New Hard Times, yeni zor zamanlar demek. Resimde görülen şapkalı adamlar, 1929 büyük buhranında kuyruğa giren işsizler.
Bu resim de, aynı günlerde yayınlanan Newsweek dergisinin kapağını gösteriyor. Kapakta sorulan soru şu: Paranızı nereye yatırırsınız? Yatırırsınız sözcüğünün üstü kapatılmış ve “çöpe atarsınız” sözcüğü eklenmiş: “Paranızı hangi çöpe atarsınız”? Kapağın üstünde çöplükler sıralanmış: Hisse senetleri, bonolar, vs.
Yaklaşık bir sene sonrasındayız. Dergi kapakları artık kötümser değil. Nasıl mı? Şöyle:
Bu 15 Ağustos 2009 tarihli The Economist kapağı. Bu sayıda konu, Asya’nın göz kamaştırıcı toparlanması.
Bu da aynı derginin 12 Eylül 2009 tarihli kapağı. Artık uçurumun kenarından düşen adamlar filan yok. Atlı karıncalar dönüyor. Atlı karıncada dönenler, neşe içindeki koca koca adamlar. Bir çocuk da dışarıdan şaşkınlık içinde bakıyor; Ne yapıyor bu koca adamlar diye.
Peki bu arada dalgalar ne yönde ve nasıl ilerliyor?
Bu grafik, gelişmiş pazarlardaki borsa endekslerinden oluşan bir sepetle hesaplanan Morgan Stanley Dünya Endeksi’ni gösteriyor. Beş dalgalık bir düşüş ve bu düşüşü takip eden bir zigzag görüyoruz. İkinci atakta ROC göstergesi uyumsuzluklarla yavaşlamayı ve zayıflamayı gösteriyor. (Bana parmağınızı sallayıp, sen zayıflıyor diyorsun ama bak hala endeksler yukarıya gidiyor demeyin; Bu görüntünün adı teknik analizde uyumsuzluk ve zayıflamadır.) Düzeltme dalgaları, itkisel kalıplara göre daha karmaşık olduğu için bize düşen, oturup bu düzeltmenin nihai görüntüsünü izlemekten ibaret. Bir de bakmışsınız piyasa bu zigzagı bitirmiş, biraz geri gelmiş ikinci zigzagı atıvermiş. (Domuzlar uçar mı?)
Bu da gene Morgan Stanley’in gelişmekte olan pazarlar endeksi. Bunda da aynı beş dalgalık düşüş ve bu düşüşe, hızı yavaşlamakla beraber devam eden bir zigzag tepki görüyoruz. Sen hızı yavaşlıyor diyorsun ama hala yukarı gidiyor, bu ne biçim zigzag demeyin. (Domuzlar uçar mı?)
Şimdi iki endeksin, son 10 sene içindeki göreceli performansına bakalım:
Buna biz, ideal itkisel kalıp diyoruz; İlk düşüş dalgası ve bu dalgaya %62 geri alış yapmış zigzag bir tepki, ardından uzatan şiddetli bir düşüş, genişleyen yassı bir tepki ve son düşüş dalgası. Bu son düşüş dalgası halen devam ediyor. Dalgaların ilerlediği tarihler, son on yıldaki hikayeleri de güzelce özetliyor: 1998: Gelişmiş piyasaların zirvede, gelişmekte olanların yerlerde süründüğü dönem. Uzak Asya krizleri patlıyor ve Rusya’ya doğru yayılıyor. Asya kaplanları hikayesinin sonu! 1998-2000: Gelişmekte olan piyasalar toparlanıyor. 2000-2001: Başta Türkiye ve Latin Amerika krizleri ile yeni bir korku dalgası yayılıyor. Bu dalga, 1998′den de korkutucu. Dergiler, bu ülkelerin uçurumun kenarında olduğu başlıkları atıyor. 2001-2006: BRIC hikayeleri, dünyanın yeni süper gücü Çin masalları. Her ülkenin bir hikayesi var. BRIC ülkelerine doğru bir hücum başlıyor ve tabi bu hücumdan Türkiye de nasibini alıyor. Üçlerin coşkun karakteri grafikte bas bas bağırıyor. 2006-2008: İlk minik şok geliyor. Ancak 2000 kadar korkutucu değil. Gelişmekte olan pazarlarda yerel paralar ve bonolar değer yitiriyor. Kalıp genişleyen yassı olduğu için, aşırı volatilite yaşanıyor, ancak kalıp yatay. 2009+ : İlk toparlanan gelişmekte olan pazarlar oluyor. Arada Çin, Rusya filan dökülüyor, ancak hikaye diğerlerinde devam ediyor. Gelişmekte olan ülkelerin hisse senetlerine, bonolarına doğru yeni bir hücum dalgası geliyor. Gerçi bu sefer para daha önce olduğu gibi şirket alımlarına, emlak piyasasına, reel sektöre doğru değil ama olsun, hisse senetleri ve bonolarda aşırı değerlenmeler oluyor. Yeni hikayeler havalarda uçuşuyor. (Domuzlar Uçar mı?)
Bu da 2009 yılında ilerleyen Primary dereceli 5 no’lu dalganın yakından görüntüsü. Tipik bir itkisel kalıp ilerliyor. Bu kalıp içinde (4) bitti mi, bitmedi mi? Bilmiyorum; Kristal kürem yok. Belki beşin beşi başladı, belki de yatay (mesela üçgen) kalıpta düzgün bir (1)-(3)/(2)-(4) kanalı oluşacak ve final başlayacak. Böylece 10 yılı aşkın gelişmekte olan pazarlar efsanesinin finaline doğru bir dalga ilerleyecek. Önümüzde hala bir kaç ay daha var gibi görünüyor. Yani, gelişmekte olan pazarlardaki borsa endeksleri -hepsi değil, bir kısmı yarı yolda telef oldu- gelişmişlere göre daha iyi performans gösterecek. (Domuzlar uçar mı?)
Sonrası? Bu grafiklere göre, 10 yılı aşkın bir süredir gelişmiş pazarlara göre daha iyi performans gösteren gelişmekte olan pazarlar, gelişmiş pazarlardan daha kötü bir performans göstermeye başlayacak; Çünkü Primary dereceli bir dalga kalıbını tamamlayacak.
Bu da, son 10 yılda hazine bono/tahvillerinde gösterge faizin seyrini gösteriyor. [1] no’lu dalga nerede diyenler, 1994 yılında olan biteni okusun, çalışsın. 2009 Eylül’üne uzanan dalganın başlangıcı o tarihlere dayanıyor. Her şey Elliott Dalga Prensibine ve dalga karakterine uygun. Şimdi faizler 9′un da altına indi ve yıllık enflasyon 5-6 civarında gezinirken 9′dan aşağıya doğru süzülüyoruz. (Domuzlar uçar mı?)
İyi de, bu domuzlar uçar mı hikayesi de neyin nesi?
Efendim, bu domuzların uçma hikayesi, ingilizce bir deyiştir. Türkçeye olmayacak duaya amin demek olarak da tercüme edilebilir. Pink Floyd’un ünlü Animals albümüne konu olmuştur ve grubun albüm tanıtımlarında uçan domuz balonları kullanılmıştır.
Hadi bir kez daha soralım: Domuzlar uçar mı?
Uçar, uçar, hem de öyle bir uçar ki … Domuzların uçtuğu bir çağda yaşıyoruz. Bir de bakmışsınız gökyüzü uçan domuzlarla kaplanmış. Aman diyeyim; Aklınıza mukayyet olun.
















