Kategori : Dax

Tuncer Şengöz - 31 Oca 2010 - 17:22

vow_310110a.jpg

Bu Volkswagen hisse senetleri ile ilgili üçüncü yazı. İlki 28 Ekim 2008, ikincisi 10 Haziran 2009 tarihinde yayınlanmıştı.

Bu hisse senedine niye taktık? Grafiğin üzerine düştüğümüz notun ispatı için mi?

Hayır !

13 ayın içinde 1,005 seviyesinden 63 seviyesine kadar gerileyen bir hisse senedi, borsalarda fiyat hareketinin gerisindeki dinamiğin ne olduğunu merak eden herkes için üzerinde çalışılması gereken bir örnektir. Hisse senedinin 8 ay içinde 250 seviyesinden 1,000 seviyesine nasıl yükseldiği, daha sonra 13 ay içinde nasıl 63′e gerilediği başlıbaşına bir çalışmanın konusu. Konuya ilgi duyanlar için internette bir araştırma, çok ilginç fikirler verecek, ufuk açacaktır. Bu araştırmanın, neden-sonuç ilişkileri kurma çabası ile değil, spekülatif mania’ların hangi dinamikle oluştuğunu anlama çabası ile yapılmasını öneririm. Robert Prechter’ın Market Analysis for the New Millenium isimli kitapta yer alan, Bulls, Bears and Manias isimli yazısında altını çizdiğim şu satırlar, bu çabaya girişecek olanlara yardımcı olabilir:

“For a bear market, the exceptional offspring is a decline to worthlesness.” (Ayı piyasaları için istisnai sonuç, değersizliğe – sıfır değere – düşüştür.)

For a bear market, the exceptional offspring is a mania.” (Boğa piyasaları için istisnai sonuç, mania’dır.)

The first aspect of a mania is that it produces a powerful, persistent rise with remarkably fewer, briefer and/or smaller setbacks.” (Mania’ların ilk belirtisi, güçlü, ısrarlı, daha az, daha kısa ve/veya daha küçük geri dönüşlerle yükseliştir.)

When the time is right, the public begins to acquire the understanding that ‘the longer trend is always up’ and increasingly acts as if, and ultimately presumes that, every degree of trend is always up.” (Uygun zaman geldiğinde, çoğunluk ‘trend her zaman yukarıya doğru’ anlayışına sahip olur ve bunun bir sonucu olarak trendin her vadede yukarı doğru olduğunu varsayarak hareket eder.)

Most people do not even recognize manias as such when they are in them.” (Pek çok insan, doğrudan içinde oldukları için mania’ların farkına bile varmaz.”

Regardless of extent, every mania leads to a decline that ends below the starting point of the advance.” (Ne kadar uzamış olursa olsun, bütün mania’lar, yükselişin başladığı seviyenin altına kadar devam eden bir düşüşle sona erer.)

Yukarıdaki alıntılarda çeviriyi yaparken, İngilizce mania sözcüğünü hiç değiştirmeden kullandım. Sözcük Türkçe’ye, hastalık, manyaklık, düşkünlük, delilik, çılgınlık gibi anlamlarda çevrilebiliyor.

Bir fiyat hareketinin mania olduğunu nasıl anlarız? Prechter ipuçlarını veriyor. Ancak sanırım en iyi, mania bitip de düşüş dalgası geldiğinde dönüp geriye baktığımızda anlayabiliyoruz.

13 ay içinde zirvesine göre %93 değer kaybına uğrayan Volkswagen’de düşüş dalgası acaba nihai hedefine ulaştı mı? Muhtemelen hayır … Yükselişin en dik açılı evresi, 150 seviyesinden itibaren ilerlemişti ve bu seviyenin altına inildi. 1005′e kadar ilerleyen Primary dereceli dalga ise, 2004 yılında 30 seviyelerinden başlamıştı. Bu durumda nihai hedef, 25-30 seviyeleri görünüyor.

Tuncer Şengöz - 29 Eyl 2009 - 8:51

merkel.jpg

Almanya’da seçim sonuçları belli olduktan sonraki ilk gün, Dax hızlı bir satış dalgası ile güne başladı, daha sonra toparlandı ve günü %2.77 artışla tamamladı. Böylece piyasanın ilk tepkisi önce küçük bir satış dalgası, ardından da coşkulu alımlar oldu. Dax’ta neler olup bittiğine bakmadan önce, dikkatimizi seçim sonuçlarına ve bu sonuçlarla ilgili bazı gözlemlere çevrelim:

germany_election.jpg

Bu sonuçlarla ilgili, Sn. Erdal Şafak’ın bugünkü Sabah gazetesindeki değerlendirmesi şöyle:

  • Almanya’da Hıristiyan Demokrat Parti’nin göreceli zaferiyle sonuçlanan genel seçimler birçok “İlk” üretti.
     İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en düşük katılımıyla karşılaşıldı: Seçmenlerin sadece yüzde 70′i sandığa gitti. Oysa örneğin 4 yıl önceki seçimde bu oran yüzde 77′nin üstündeydi.
  •  Hür Demokrat Parti yüzde 14 ile yine İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en yüksek oy oranına ulaştı.
  •  Yeşiller yüzde 10.7 ile tarihlerinin en yüksek oranını elde ettiler.
  • “Solun solu” diye tanımlanan Sol Parti (Die Linke) yüzde 11.9 ile kendi rekorlarını kırdılar. Ve en önemlileri:
  •  Hıristiyan Demokrat Parti, 1949′dan bu yana, yani İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en düşük oyunu bu seçimde aldı: Yüzde 33.9
  •  Sosyal Demokrat Parti de aynı şekilde, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en ağır yenilgisini bu seçimde tattı: Yüzde 22.9.

… Anlamı: Almanlar “Klasik” iki büyük partiden uzaklaşıyor. Sağ eğilimli seçmenler liberallere, yani Hür Demokratlar’a kayıyor, solcular ise ya solun soluna yöneliyor ya da sandığa gitmemeyi tercih ediyor.

Bu sonuçları “Avrupa sosyal demokrasisi küreselleşme sorunlarına çözüm getiremiyor” biçiminde değerlendirdikten sonra, Şafak şu sonuca ulaşıyor: “Light sol’un iflası“.

İngiltere, İtalya ve İsrail’den sonra Almanya’da da sosyal demokratların ağır bir yenilgiye uğraması ve siyasal yelpazenin paramparça olması sürpriz mi?

27 Mayıs 2007 tarihli Not Defteri güncellemesinde, Avrupa’da yapılan seçimlerin tarihçesini inceledikten sonra şu değerlendirmeleri yapmıştık:

1970′lerde %90′larda seyreden seçimlere katılım oranı 1980′lerde %80′lere, 1990′larda ise %70′lere gerilemişti. 2005 seçimleri, %77.7 ile son 35 yılın en düşük katılımlı seçimi oldu. İngiltere’den farklı olarak, Almanya’nın siyasi haritası çok daha renkli. Ancak gene de bir tarafta Sosyal Demokratların (SPD), diğer tarafta ise Hristiyan Demokrat ittifakın olduğu ikili bir sistem var. Bu iki ana siyasal akım, 1970′lerde toplam oyların %80′inden fazlasını alırken, 1980′lerden beri %70′ini alıyor. 1970′lerden beri %5′le %7 arasında oy alan Liberal Demokratlara (FDP), 1980′lerde %5-7 oy yüzdesi ile Yeşiller eklenmişti. 2005 seçimlerinde bunlara bir de %8 oy alan Sol Parti eklendi. Şimdilik hala iki eksenli gibi görünen Alman demokrasisi, gitgide 5-6 partili bir sisteme dönüşüyor. Sosyal Demokratlarla Hristiyan Demokratlar en son 1980 seçimlerinde sırasıyla %44,5 ve %46 oy alarak birbirlerine çok yaklaşmışlardı. Son üç seçimdir yarış başabaş devam ediyor; Ancak bu kez %40 civarında.”

Son seçimlerde Hristiyan Demokratlar %33.8′e, Sosyal Demokratlar ise 23′e geriledi. Buna karşılık FDP büyük bir sıçrama ile %14.6′ya, Yeşiller %10.7′ye, Sol Parti ise %11.9′a yükseldi. Başka bir deyişle, finansal yapıyla beraber, siyasal-toplumsal yapı da çözülmeye başladı. Bu durumu bundan iki sene önce “sosyonomi gözlemleri” başlığı ile şu şekilde dile getirmiştik:

“Güçlü dalgalar, güçlü siyasal akımları ve liderlikleri de beraberinde getirir. Aynı zamanda, güçlü duygusal trendler uzlaşı dalgaları oldukları için, insan kitlelerini büyük merkez partilerinde toplar. Yarım yüzyıldır Batı’da ilerleyen güçlü yükseliş dalgaları da merkezde toplanmış büyük partileri ve Almanya’da Willy Brandt, Helmuth Kohl, İngiltere’de Margaret Thatcher, Tony Blair, Fransa’da François Mitterand gibi güçlü liderleri tarih sahnesine çıkartmıştır. Şüphesiz ki her ülkenin kendisine özgü tarihsel ve sosyolojik özellikleri vardır. Ancak genel seçmen davranışı, dalganın karakteri ile doğrudan ilgilidir.

Avrupa demokrasilerinde, yükseliş dalgası son 15 yıldır gitgide zayıflıyor. Bu zayıflamayı, hem seçimlere katılım yüzdelerinin azalmasından, hem siyasal merkezde toplanan oyların dağılma eğiliminden, hem de her geçen on yılda düşük profilli liderlerin sahne almasından kolayca anlıyoruz. Seçimlere katılım oranının azalması, temsili demokrasilerin zayıflama eğilimine girdiğini, ana siyasal akımların oy oranlarının azalması ise uzlaşının çözülmekte olduğunu göstermesi bakımından önemli. Lider profillerinin düşüşü ise, hem ulus devletlerin zayıflaması, hem de yükseliş dalgasının güç kaybetmesi ile ilgili.

Almanya’da Merkel, Fransa’da Nicolas Sarkozy vizyon yitiminin ve sıradanlaşmanın tipik örnekleri. İngiltere’de Tony Blair sonrası ise meçhul. Avrupa demokrasilerinde gitgide dağılmakta olan siyasal yapı hem merkezin yer değiştirmekte olduğunu göstermesi bakımından önemli, hem de 21. yüzyıla damgasını vuracak olan söylemin, 20. yüzyıldan çok farklı olacağının sinyalini vermesi bakımından çarpıcı.” (Aylık Strateji Raporu, Haziran 2007)

Büyük dereceli dalgalar ilerler ve insan kitlelerini bu şekilde savururken, piyasa tepkileri geçici ve uçucudur. Dax endeksindeki dünkü ralli de öyle …

dax_280909.jpg

Heyecan bir kaç gün sürecek, daha sonra büyük dereceli dalgaların dinamiği işlemeye başlayacaktır.

Sonraki Sayfa »