Genel Tuncer Şengöz - 16 May 2012 9:33

21 Şubat 2012

“Alçalan tepeler, tepe dönüş formasyonları, uyumsuzluklar, aşırı bullish beklentiler ve trendin yukarı doğru olacağına dair yaygın uzlaşı… Bütün sinyaller muhtemel bir boğa piyasasına değil, yaklaşmakta olan yıkıcı bir ayı piyasasına işaret ediyor.” (Küresel Teknik Görünüm Aşırı Zayıf, 21 Şubat 2012)

4 Mart 2012

“Mevcut durumda ABD borsaları ve Brent petrolü hariç, 2011 tepelerine ulaşabilmiş bir piyasa yok. 2007 tepeleri ise hala çok uzakta. Avrupa ve Pasifik aşırı zayıf, grafiklerimizde OBO’lar, yükselen takozlar, 5+3 döngüleri ve çok ciddi momentumla patlama potansiyeli taşıyan (3) no’lu düşüş dalgası sinyalleri var. İki farklı derecede umut rallisinden ilki, 2009-2011 döneminde ilerledi. İkincisi ise Ekim 2011′den beri ilerliyor ve 5 ayını doldurmak üzere. İkinci umut rallisinin kısa kalması iki anlama gelecek: Krizi durdurmak üzere uygulanan genişleme politikalarının fiyasko ile sonuçlandığı ve “hastanın” artık semptomik tedavilere bile cevap vermediği … Bir sonraki aşama umuttan kopuş olacaktır. Bu dalga 2008′den de yıkıcı olmaya aday bir dalgadır.

Şimdilik bu umudun da son zerresine kadar tüketilmesini bekliyoruz.” (Finansal Görünüm, 4 Mart 2012)

25 Mart 2012

“Geçen hafta ilk dönüş sinyali gelmiş olabilir. Önümüzdeki hafta iki bakımdan kritik: 1) Düşüş dalgaları derinleşirse, pek çok endekste trend çizgileri kırılacak, en azından kısa vadeli itkisel yapıların bitişi teyit edilecek, 2) Önümüzdeki haftanın kapanış değeri, aynı zamanda ay kapanışı olacak. Eğer ay kapanışı düşük seviyelerde olursa, aylık grafiklerde net dönüş çubukları göreceğiz.

ABD’de tipik bir yatırım çılgınlığı yaşanıyor. Apple hisse senetleri geçen yılın Kasım ayından beri çok dik bir açıda yükseliyor. Sadece 4 ayın içinde Apple hisse senetlerinin getirisi %65′i buldu. Geçen hafta Apple, tüm perakende sektörünün toplam piyasa değerinin üzerine yükseldi. Tarihin her döneminde olduğu gibi, bu kez de spekülatif maniyi ateşleyen söylem şu: “bu kez farklı”. Tüm spekülatif manilerde olduğu gibi, Apple da çok büyük bir düşüş dalgası ile çökecektir. Şimdi ilginç bir durumla karşı karşıyayız: Acaba küresel hisse senedi çılgınlığının -tarihsel – son halkası Apple mıydı? Malum, bütün dinlerde insanın cennetten kovuluşu, yasak elmanın ısırılmasıyla ilişkilendirilir. Bu anlamda elma, cennetten kovulmayı simgeler.

İnsan sormadan duramıyor; Acaba onyıllardır şişen spekülatif balonun son zirvesi, elmaya hücum eden kalabalıkların bu akıldışı hırslarıyla mı görülecek?” (Sosyonomik ve Finansal Görünüm, 25 Mart 2012)

29 Mart 2012

“Son günlerde tahvil faizleri yeniden kıpırdanmaya başladı. Bu kıpırdanma, şimdilik net dip dönüş sinyalleri vermedi. Ancak kısa/orta vadeli düzeltmenin sonlarına yaklaşmış olabiliriz.

Avrupa borsa endekslerinde orta vadeli dönüş sinyalleri güçleniyor. Majör borsa endekslerinde Nisan-Mayıs’a kadar boğa piyasasının -hız keserek ve yorulma sinyalleriyle – devam edebileceğini düşünüyorduk. İlk zaman hedefine yaklaştıkça boğaların nefesi kesilmeye başladı.

Dönüş sinyalleri muhtemelen ilk önce borsa endekslerinden gelecektir. İtalya, İspanya,Portekiz ve Yunanistan borsa endeksleri aşırı zayıflık sinyalleri veriyor.Kara bulutlar yeniden toplanıyor.” (Avrupa 10 yıllık Tahvil Faizleri, 29 Mart 2012)

1 Nisan 2012

“İncelediğimiz bütün endekslerde bearish formasyonlar var. Bu formasyonların bozulma ihtimalleri yok değil; Ancak OBO’lar %75 oranında teyit edildiği için, OBO bozulma ihtimali olan %25, bullish olmak için yeterli değil. 2012 yılının ikinci çeyreği bu bakımdan da önemli. Eğer orta vadeli OBO’lar teyit edilir ve düşüş dalgaları gelirse, parasal müdahalelerin fiyaskoyla sonuçlandığı anlaşılacaktır. Böylece son umut kalesi de yıkılacağından, [C] dalgası paniğinin yakın zamanda başlama ihtimali oldukça kuvvetlenecek. Bu ihtimali yükselten bir unsur daha var: Yeryüzünün hemen hemen her yerindeki aşırı bullish finans oyuncuları. Borsa endekslerinde çok ilginç bir döneme giriyoruz.” (Finansal Görünüm, 1 Nisan 2012)

25 Nisan 2012

“Avrupa borsalarındaki aşırı zayıflık da Dolar lehine ve Euro aleyhine çok güçlü dalgaların yaklaştığını düşündürüyor. Dolar Endeksinde 78.5 aşağıya, Euro Dolar’da 1.34 yukarıya kırılmadıkça bu perspektifi değiştirmek gerekmez. Şu anda ihtimaller çok güçlü bir ağırlıkla Dolar lehine.” (Finansal ve Sosyonomik Görünüm, 15 Nisan 2012)

25 Nisan 2012

“2009-11 umut rallisinde, Dolar’dan yükselen pazarların yerel kurlarına doğru bir geçiş olmuş, yerel kurlar değer kazanmıştı. 2011-12 umut rallisi yükselen pazarların yerel kurları lehinde bir dalga yaratamadı. 2012 yılının ilk aylarında Dolar, 2011 yükselişini düzeltti ve şimdi yükselen pazarların yerel kurları karşısında kuvvetli yükseliş sinyalleri veriyor.” (USDZAR, USDINR, USDBRL, 25 Nisan 2012)

29 Nisan 2012

“Son 12 yıldır finansal dökülme hızlanarak sürüyor. Düşüşe direnç gösteren ABD’de görüntüler bir tepe oluşumunu düşündürüyor. Avrupa’da dirençli görünen Dax ve FTSE’de muhtemelen minor dereceli 1-2′ler tamamlanıyor. Diğerlerinin hali pür melali iste ortada. Üç zamana kadar çok sert – 2008′den de sert – dalgalar geliyor.”  (Sosyonomik ve Finansal Görünüm, 29 Nisan 2012)

6 Mayıs 2012

“Pek çok piyasada çok güçlü dalgaların zemini oluştu. Önümüzdeki hafta destekler kırılır ve düşüşler derinleşirse, kuvvetli dalgaların en güçlü sinyalleri gelmiş olacak. Dolar endeksinin üçgenden thrust çıkışı, yeni bir likidasyon dalgasının en önemli göstergesi olacak. Duygusal trendin finansal izdüşümleri, 2009 yılından beri devam eden, ABD ve bir kaç Uzak Doğu borsa endeksi hariç hiç bir borsada yeni en yükseğe ulaşamayan iyimserlik ve umut dalgalarını gösteriyor. Şimdi iyimserlik ve umut, en önemli kırılma noktasında. Borsalarda ve mal piyasalarında düşüş derinleşirse, 2009 yılından beri devam eden duygusal trendin bitişi teyit edilecek.” (Finansal ve Sosyonomik Görünüm, 6 Mayıs 2012)

13 Mayıs 2012

“Bu hafta teknik görüntü biraz daha bozuldu. Artık tehlike sinyalleri çok güçlü bir şekilde çalıyor. 2012 yılının ilk çeyreğindeki manik duygusal trend kısa soluklu kalmaya mahkumdu; Çünkü düşüş dalgalarının bu aşamasında irrasyonal umut rallileri çok uzun süremezdi …  Bundan sonraki aşama önemli: Özellikle Avrupa, Pasifik ve EMEA endekslerindeki OBO boyunları kırıldıktan sonra satışlar paniğe dönüşebilir.” (Sosyonomik ve Finansal Görünüm, 13 Mayıs 2012)

Sosyonomi veSosyonomi Günlükleri Tuncer Şengöz - 14 May 2012 8:51

“Porche sahibi Yunanlar”

Yunanistan bir türlü gündemimizden düşmüyor. Düşecek gibi de görünmüyor. Krizin başladığı günden beri dillerden düşmeyen bazı klişeler var: “Tembel Yunanlar”, “Hiç bir şey üretmeden bedava yaşayan Yunanlar” ve nihayet “Porche sahibi Yunan öğretmenler”.

Yunanların tembel olup olmadığını merak edenler için başvurulması gereken bir kaynak var: 4. Avrupa Çalışma koşulları araştırması. 2007 yılında (yani ekonomik kriz patlak vermeden hemen önce) yayınlanan bu rapora göre Avrupa’da haftalık çalışma saati en yüksek olan ülke Türkiye. İkinci sırada Romanya, üçüncü sırada Yunanistan var. Yunanistan’da ortalama çalışma saati 45. Çalışanların %50′si 35-55 saat arası çalışıyor. En az çalışan %5 haftada 20, en fazla çalışan %5 ise haftada 80 saat çalışıyor.

Haftalık ortalama çalışma süresi 35 saat civarında olan Danimarka, Fransa, Birleşik Krallık, Norveç ve Hollanda’nın değil de, haftalık ortalama çalışma süresi 45 saat olan Yunanistan’ın borç krizi ile boğuşuyor olmasının az çalışmadan kaynaklanmadığı, bu rapora göre çok açık.

Bunu geçelim. Gelelim Porche sahibi Yunanlar meselesine. Bu tevatürün kaynağı da, The Telegraph gazetesinde 31 Ekim 2011 tarihinde yayınlanan bir “haber-yorum”. Bu haber, daha önceki Yunan başbakanına ekonomi danışmanlığı da yapmış olan profesör Herakles Polemarchakis’in araştırmasına dayanıyor. Araştırmaya göre Yunanistan’da 50,000 euro ve üzeri gelir gösteren vergi mükellefinden daha fazla Porche Cayennes varmış.

Peki … Bu araştırma gerçeği ne ölçüde yansıtıyor? 15 Nisan 2012 tarihli BBC News haberinin başlığı: The truth about Greek Porsche owners (Yunan Porche sahipleri hakkındaki gerçek). Merak eden bu haberi de okur. Haberden kısa bir alıntıyla, asıl konumuza geçelim:

Lukas Kunze (Porche temsilcisi) 9 yıl önce satışa çıkartılan lüks araba Porche Cayannes’in Yunanistan’da 1,500 adet satıldığını söylüyor. Yunanistan’da 50,000 Euro ve üzeri gelir beyan edenlerin sayısı ise (2010 yılında) 311,428.

“Emekli Yunan öğretmenlerin Porche satın aldığı tevatürü” nereden çıktı bilmiyorum. Bu tip palavraları (ya da muhtelif bir iki istisnaya dayalı dedikoduyu) finansal/ekonomik yorumlara çerez yapanlar herhalde iletişim çağında yaşadığımızı unutuyorlar. Ben üşenmedim. İnternette “Porche”, “Porche owners”, “who buys Porche”, “Greek teacher”, “Greek Porche owners” gibi anahtar sözlerle aramalar yaptım. İnternette bulabildiğim bütün kaynakları okudum. Bu arada hiç ilgi duymadığım bu alanda müthiş bilgi sahibi de oldum. Ancak “emekli Yunan öğretmenler Porche’ye biniyorlar” gibi bir bilgiye rastlamadım. O halde bu gibi anlamsız klişeler neden ısıtılıp ısıtılıp tekrar sunulur?

Bu soru, beni ilginç bir sosyonomik gözleme götürdü. Soru şu: Porche’ye (ya da lüks ve pahalı arabalara) kim binmelidir (binme hakkına sahiptir)? Ya da soruyu tersinden sorarsak, lüks arabalara kimler binemez, binmemelidir? Kimler lüks tüketim hakkına sahiptir, kimler değildir?

Örneğin, futbolcular, beyzbolcular, basketbolcular, spor menajerleri, yöneticileri, aktör ve aktristler, şarkıcılar, dansçılar, reklamcılar, best seller yazanlar, senaristler, yönetmenler, film ve dizi yapımcıları, medyacılar, fon yöneticileri, bankerler, brokerler, komisyoncular, spekülatörler, talk show’cular, stand-up’çılar, vs … Bu gibi işleri yapanlar lüks arabalar satın alıp, lüks tüketim malları kullanma hakkına sahip midir?

Mesela biri çıkıp şöyle dese: Bir şarkıcının Porche’ye bindiği filan ülke … Bir brokerin yılda iki kez yurtdışına tatile gitti falan ülke … Bir sporcunun transferde şu kadar milyon Dolar aldığı feşmekan ülke …

Yadırgar mıydık?

Peki o halde öğretmenlerin Porche satın aldığı Yunanistan – ki doğruluğu oldukça kuşkulu – neden bu kadar garipseniyor?

Cevabı şurada:

Her dalga, kendi figürlerini yücelterek yükselir. 18. yüzyılda filizlenip 19. yüzyılda yükselen dalga, Supercycle dereceli (III)’tü. Üçüncü dalgalar kol emeği dalgalarıdır. Üretkenlik, yaratıcılık, fikir patlaması ve girişim dalgalarıdır. Bu dalgalarda insanoğlu, kıtaları birleştiren kanallar açar, uçurumları aşan demiryolları yapar, denizleri, okyanusları aşar, geniş boğazların, nehirlerin üzerine köprüler diker, fabrikalar açar, üretimi çoğaltır. Okullar, akademiler kurar, bu okullarda bilimi araştırır, öğrenir, öğretir. Büyük şehirler kurar, bu şehirleri bahçelerle, parklarla, meydanlarla donatır. Felsefe ve edebiyat okulları kurar, güzel sanatlarda yüzyıllarca unutulmayacak klasik eserler üretir. Uzaya gözünü diker, uydular, roketler fırlatır, dış gezegenlere gider.

Bu nedenle Supercycle dereceli üçüncü dalgaların figürleri, mühendisler, bilim insanları, filozoflar, yazarlar, şairler, kent plancıları, mimarlar, öğretmenler, astronot ve kozmonotlardır.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Supercycle (V) no’lu dalga yükseldi. Beşinci dalgalar hazırdan yeme dalgalarıdır. Bu dalgalarda olmayan zenginlik paylaşılmaya çalışılır. Üretim azalmış, fikir patlaması dönemi sona ermiştir. Girişimler spekülatiftir, maksat üreterek değil, paraya takla attırarak kazanmaktır. Bu dalgalarda insanoğlu eğlenir, güler, başkalarının emeğinden geçinmeye çalışır. Spor ve eğlence tutkunluğuna düşer. Sıradan ve önemsiz fikirlerin peşinden gider. Kullan-at ürünlerine yönelir.

Bu nedenle Supercycle dereceli beşinci dalgaların figürleri, finansçılar, bankacılar, spekülatörler, sporcular, şarkıcılar, gösteri insanları, reklamcılar, medyacılar, komisyoncular, tefecilerdir.

Beşinci dalgalarda “Porche’ye binme” hakkı, üretenlerde değildir.

Sonraki Sayfa »